sifirforum üzerine

11 Şubat 2007

forum yöneticisi olmak cidden profesyonellik gerektiriyor. üstelikte de içeriği felsefe, siyaset ve din gibi tartışmaya müsait ise..

bizim de yönetimsel sıkıntılarımız oldu geçmişte. adminlik makamını doldurabilmenin yarattığı sıkıntı, admin olmamasının yaratacağı sıkıntıdan daha fazla idi. bu nedenle farklı yönetimsel teknikler uygulandıktan sonra hiç yönetimin olmadığı adminsiz bir sistemin şu an olduğu gibi daha verimli olduğu görüldü.

SIFIR ın senin de işaret ettiğin başarısı bir çok sebebe bağlı.. en önemlisi de anarşist bir özgürlük hedefi ve yöntemi ile kurulmuş olması ve bundan taviz vermemeyi ana düstur edinmiş olmasıdır. Yazının tamamını oku »

dini yaratan sebepler

02 Şubat 2007

dini yaratan etkilerin günümüzden farklı olduğunu düşünmüyorum.
çünkü bunlar değişik olsaydı inanılan dinler ve inanış şekilleri de farklı olurdu.

dine yönlendiren en önemli etken korkudur:
dinlere bakıldığında (özellikle ibrani dinler) korku unsurunu (cehennem) yoğun kullanırlar. arap çöllerinin sıcağının sıkıntısını bilen araplara yanacakları ateşlerle dolu cehennem ile korkutmak rastlantısal olmasa gerek.

ikinci etken mükafat:
yine yoğun işlenen temalardan biri mükafat temasıdır. dinlerin çıkış zamanlarına bakarsak yokluk, ahlaki çöküntü, kaos gibi negatifliklerin hakim olduğunu görürüz.
dinler cemaat ruhunun verdiği kenetlenme ve sığınma isteklerini karşılarlar. diğer taraftan da ölüm sonrası için bu dünyada sürekli ulaşmaya çalıştıkları şeyleri sunar.
(islam da arapların hayallerini süsleyen bahçeler, nehirler, hatunlar cennet nimetleri olarka habire işlenmiştir.)

üçüncüsü: bilinmeyeni öğrenmeye yönelik ihtiyaç ve bunun din tarafından karşılanması.

dördüncüsü: aitlik ve topluluk gereksinimleri.

bilim ve din ilişkisi

02 Şubat 2007

teizm bir inanca sahipse ateizm de bir inanca sahiptir.

felsefe veya dinler bilinmeyen temel konularda kendi özel bilgilerini üretip, bunu bir inanç giysisi olarak taraftarlarına giydirmiş ve kendi askerlerini üretmişlerdir.

..

bilim bir inanca temel teşkil ettiği gibi, her hangi bir inancın aracı olarak da kullanılır. bu noktada neredeyse tüm inançlar (hatta uygarlık karşıtları bile) bilimi makyavelistçe kullanmaktan geri durmazlar.

bilimin bu yönü kendisini, yukarıdaki tartışmada bahsedilen teolojik hiyerarşinin kimi zaman doruğuna bile çıkarabilir.

sonuçta irrasyonel teolojiler materyalist teolojilerle sentez olur ve şimdiki ne idüğü belirsiz, amaçları ve araçları bulanmış, kendini arayan ama hiç bir zaman bulamayacak, herkesin kendince tanımladığı çöplüklere dönüşür.

insan nasıl tanımlanır ?

10 Eylül 2004

insan tek bir disiplinle açıklanamaz.

nasıl ki bir yemeği yaparken elli tane malzeme katar sonra belli işlemlerden geçirirsek insanı da geçmiş ve gelecek arasındaki şu anda tanımlamak için felsefe, sosyoloji, siyaset, psikoloji, kültür, biyoloji, tarih,antropoloji, ekonomi gibi bir çok disiplini parametre olarak denkleme katmamız gerekir.

tek bir cepheden bakış insan hakkında yanlışa sürükler bizi.

septisizm

09 Eylül 2004

septisizme taraftarım.
şüphe hem bir araç hem de sağlamadır.

bilimde de şüphe vardır.

şüphenin olmadığı yerde dogma vardır.

aşk nedir ?

09 Eylül 2004

aşk sevgide yalnızlıktır.

toplumun evrimi

09 Eylül 2004

her türlü evrimde olduğu gibi toplumun evriminde etkili parametreler vardır. Bunlar

1. güç: fırtınaya eğilmeyen ağaç kırılır. toplumu yöneten iktidarlar isteklerine göre toplumun gidişatı ile oyanayabilirler. bunlar; sermaye, askeriye, medya, bürokras, …

2. ihtiyaçlar/talepler: zaman bazı şeyleri tüketirken bazılarını yaratır. tükenenler ve yeni gelenlere uyum insanlara yeni gereksinimler doğurur. yeni gereksinimler ekonomik, sosyal ve siyasal değişimleri zorlar.

3. bilim ve teknolojinin gelişmesi: teknoloji geliştikçe yeni talepler doğar. sosyal hayat değişir. bireyselleşme artar. (bkn. bilim forumu)

4. muhalif hareketler: güç odakları her ne kadar halkı zorla yada kandırarak yönlendirse de her zaman bir muhalefetle karşı karşıyadır. eşyanın zıttıyla kaim olması kuralı gereği bu devam edecektir. muhalif yaşamlar, düşünceler, iyiyi ve adil olanı savundukları iddiasıyla yeni toplumsal projelerle iktidarların karşısına çıkacaktır. bu da toplum evrimindeki değişkenlerden biridir.

Bizim arzuladığımız muhalif bir uyarıcı/değiştirici kitle yaratmak yoluyla toplum evrimine katkı sağlamaktır.

Yukarıdaki yazıda da değinildiği gibi etkisi büyük olacak bu eylemin süresi ve kapsamı da uzun ve geniş olacaktır.

..

medeniyet üretmenin rolü

başta felsefe olmak üzere, kültürel, sosyal, ekonomik, siyasal, ahlaki, dil, aitlik bilinci, adalet, … gibi bireyi tümüyle ele alan konularda amaca uygun formatlar oluşturmak, bunları yaşanabilir ve uygulanabilir teorilere dönüştürmek ve ufak ufak örgütlenmelerle toplumun bağrında yeni medeniyeti yeşertmek.

kurgusal bir medeniyet yaratma olmamalı. hele akademisyenleri işin tepesine oturtmamak lazım.

kendiliğindenci bir yöntem olmalı. olay kendiliğindencilik olunca buna bir çerçeve çizmek de mümkün değil.

yapacağımız şu:

çekirdek bir kadro ile işin felsefesini, amaçlarını, pratikteki usulü belirlemek ve bunu yaygınlaştırmak.

eğitim

toplumu hobilere, kulüplere, kültürel aktiviteler vs gibi şeylere çekerek uğraşısı oldukları konuda amaçlanan formatta şekillenmelerini sağlamak.

böylelikle bilinci üretecek çekirdek bir uğraşı alanı yaratmak.

medeniyeti oluşturacak kendi alanında uzman bu kişilerin üretimleriyle yeni benzerlerinin kazanımını sağlamak. vs.

yalnızlık

06 Eylül 2004

Yalnızlık paylaşımın olmamasıdır.

eğer çevrende insanlar olmasına rağmen onlarla paylaşımın yoksa yalnızsın demektir.
çevrende hiç bir insan yoktur ama bir kitap okursun ve yazarla paylaşım içine girersin. yalnız değilsindir.

kısacası paylaşımın varlığı yalnızlığı ortadan kaldırır.

..

her giden yalnız gider.

..

devrim ve anarşizm

05 Eylül 2004

anarşizmin felsefesi, gidişata müdahale etmeden kaos ortamında sistemin kendini yaratması ve sorunlarını çözmesi. sistemin evrime tabii olmasının sağlanması.

devrimci mantıkta ise sistem zorlama ile tepetaklak edilir. ama devrimcilerin sandığı gibi sistem çok az parametreyle tanımlanmaz. devrimciler tüm bu parametrelere ulaşma, değerlendirme ve doğru yorumla yeteneğine teorik olarak ulaşamazlar. her devrim muhakkak hüsrandır.

devimcilerin devrim sonrası jakoben tutumdan kaçınabilmeleri imkansızdır. çünkü zorla yıktıkları sistem tepki üretecek, devrimciler buna ‘karşı devrim’ diyecekler ve devrimlerine jakobenizm içinde devam edeceklerdir.

devrim önce kendi evlatlarını yer. Birey yok olur devrimci mücadelede. iktidarlar ürer. özgürlükler askıya alınır. bu durum teorilere de yansır. uğruna mücade ettikleri amaçlar yok olur, araçlar amaç olur.

güç kullanımı ile düzeni bozan iktidarların yine güç kullanımı ile altedilebilceğini düşünmeleri, bundan farklı yöntemlerin söylemi dejenere edeceğini düşünmeleridir.

halbuki güç kullanımı ile sistemi değiştirme, yıkmaya çalıştıkları seleflerinin yöntemi idi. Bu yöntem insanlığın bir geleneği ve hastalığı.

devrimciler de bu güce ulaşmak ve sistemi değiştirmek gayreti içindedir. Oysaki meşru yada meşru olmayan yollarla sahip olacakları gücün önce kendilerini bitireceğinin farkında değillerdir.

birlikte yaşam

05 Eylül 2004

Bir insan başka hiç bir insana benzemez.
Yada bütün insanlar birbirine benzer.

İnsanlar farklı zamanlarda, farklı şartlarda, farklı psikolojilerde, farklı organik durumlarda yaşarlar. doğal olarak bu durum her bireyin düşünmesine ve karar verme niteliğine etki eder. böyle bakıldığında her birey farklıdır.

bir insanın bir başkasının peşinden gitmesi peşinde olduğu insanı ilahlaştırmaması (iktidar etmemesi) şartıyla meşrudur. çünkü insanlar farklı yaratılış ve üstünlükleriyle bazı konularda diğerlerine önderlik ederler. yol gösterirler.

ancak önderlik kayıtsız şartsız telimiyete dönüşür ve sorgulama ortadan kalkarsa lider olan meşruiyetini kaybeder. bu ilişki yıkıcı bir ilişkidir.

ben kimseyi örnek almam. ama fikirlerine katıldığım ve bana açılım sağlayan insanlar olabilir. bu insanlarla ortak eylemlilik içinde olabilirim. ilişkim kendime bir ilah edinme değil, bir eylemi üretmek için işbirliği ve senkronizasyon ilişkisidir.