‘din’ Kategorisi için Arşiv

Allah’ın varlığı

Pazar, 25 Temmuz 2004

Allah’ın -var ise- mevcut haldeki tutumu insanı ve tabiatı tamamen özgür veya tamamen zorba (bakış açısına göre değişiyor) bir sisteme terk etmiş olmasıdır.

yani yaratılmış olan her şey hem O’na kanunlar çerçevesinde boyun eğiyor hem de kaos un parçası olarak gelişigüzel olabiliyor.

İşte bu zıtlıkların birbirine geçmesi ile örülü denge ile ancak tanrı kendini bildirebilir. Yoksa ben tanrıyım, asarım keserim, şöle yapın böle yapın şeklindeki varlık bildirimi bana biraz ilkel geliyor. Bu şekildeki bildirim ancak insan zekasının ürünü olabilir.

tanrı değişir mi ?

Pazar, 25 Temmuz 2004

tanrı değişir mi?
galiba tüm dinler bu soruya ‘değişmez’ şeklinde yanıt verirler. Ancak:

bilinci olan bir şey nasıl olur da değişmez.
bilinci yaratan nedir peki?
beyin.

peki beyin hep mi aynı çalışır. ortam şartları, beynin kapasitesi, ruh hali vs. beynin karar vermesini etkilemez mi?

diyeceksiniz ki tanrı bu tür etkilerden uzaktır.

peki kendini vareden şartlar olmayan bir şeye vardır diyebilir miyiz?

diyeceksiniz ki, tanrının beyni yoktur. düşünmek için beyne hatta düşünceye bile ihtiyacı yoktur.

beyin yok düşünce yok dolayısıyla da değişim yok.

peki Allah neden bizden değişmemizi istiyor?

etik ve ahlak

Salı, 20 Temmuz 2004

Etik, kökü antik Atina’ya değin uzanan bir sözcüktür. Esas olarak toplumsal ilişkilerde uyulacak davranış normlarının akıl yürüterek, tartışarak geliştirilmesi anlamına gelir.

Yani seküler bir kavramdır.

Ahlak ise toplumsal ilişkilerin hukuk normları dışında kalan kısmını düzenlemede teis bilginin kullanılmasıdır. Yani kökeni tanrı kanunlarına dayanır.

Ahlak kanunları tanrı buyrukları gibi olduklarından tabudur ve değiştirilmesi güçtür. Etik kanunlar ise insan yapısıdır ve modern gereksinimler sonucu üretilip güncellenir.

Her nekadar birileri çıkıp yok öle şey filan diyebilir ama gerçekte de böle bir ayrım yapıp bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekir.

..

ahlaki dürtüleri harekete geçiren şey “yaptığımız şeyin bizim de başımıza gelme ihtimalini düşünerek hareket etmektir.”

yere tükürdüğümüzde ilk aklımıza gelen tükürüğün iğrençliği ve canımızı sıkması.

bunu kendimiz için istemediğimiz için ahlaki bir kural formatına dönüştürürüz.

islam ve anarşizm

Pazartesi, 19 Temmuz 2004

Ben tevhid inancının anarşizme en yakın düşünce olduğunu düşünüyorum. Çünkü:

1. Tevhid hayattaki tüm egemenleri yerle bir edip onun yerine tek olan ilaha bağlanmayı öngörür. Kuran’da da sanırım ‘neden yüzlerce ilahı bırakıp tek bir ilah edinmiyorsunuz’ mealinden ayetler de bunu destekliyor.

2. Özellikle Tolstoy yukarda dediğim ekolden anarşist bir düşünürdür.

3. Ümit Aktaş ‘ın (İslamcı bir yazar) bengisu yayınlarından ‘anarşizm’ kitabını incelemenizi tavsiye ederim.

4. Yasalar bakış açısından ‘medine vesikası’ (Ali Bulaç’ın bu konuda yoğun çalışması var) incelenebilir.

islamcı siyasetin geleceği

Çarşamba, 14 Temmuz 2004

1. 28 ſubatla siyasi ve fikri olarak ciddi bir darbe yediler. Davalarına inançları kalmadı ve örgütlülükleri çözüldü.
Ama bu gelişmeler onar açısından bana göre iyi oldu. Çünkü sapla saman birbirinden ayrılarak sanal İslamcı yapılanmalar bütünden ihraç edildi. Gerçi geriye de çok bişey kalmadı ama nitelik nicelikten önemlidir.
2. ſu an yeniden ama çok farklı olarak örgütleniyorlardır diye düşünüyorum. Siyasi ve sloganik tavırdan entellektüel ve bireye dönük bir çalışmaya girmiş olmalılar. Bu gelişme Mısır, İran tarzı Tevhidi söylemin yerini sistem içinde legal ve türkiyeli siyasete bırakacağını gösteriyor.
3. Ak Parti fikri olarak, Milli Görüşten değil Geleneksel Siyasal İslamdan beslenir. Ak Partinin başarısı ve sisteme entegresi tüm geri planınıda aynı doğrultuya sürüklüyor. Bu da geçmiş siyasal islam adına sorgulanması gereken bir durum.
4. Geleneksel siyasal İslam güçlenmeyecek. Yok olacak. Bunun yerine entegre olmuş ve ‘diğerlerini’ rahatsız etmeyen legal bireyselliği öncülleyen zayıf örgütlü İslam gelecek.
5. Mevcut İslam teolojisi bir kaç kısımda incelenebilir. Bunlardan tarikatçılara bişey olmaz. Çünkü onlar kendilerini geliştirebilecek dinamiklerden mahrumlar. Onlar böyle gelmiş böyle gider. Ama diğerleri özellikle mezhepçi yaklaşımlar ve muhafazakar ekol bayaa güç yitirecek. Kuran’ı tek kaynak gören, türkçeci temsilciler artacak. Bu da güzel bir dönüşüm bence.
6. islamcıların demokrasi içi çözüm arayışları İslamcılar olarak değil de demokrasi adına incelenmeli. Yani demokrasi ne kadar doğru ki islamcılar ona katılsın yada katılmasın diye fikir yürütelim. Eğer Türk politik/siyasetinde onlar da kirlenirse bu İslam adına kötü olur. Bu yüzden kim ne yaparsa yapsın bunu İslam adına yapmamalı. Herke yaptığını kendi kişiliğine ve niteliğine bağlamalı. Bu yönden bakıldığında İslamcı kimliği ile demokrasi içi çözüm arayışlarına pek doğru bakmıyorum.

Kuran bozulmuş mudur?

Pazar, 11 Temmuz 2004

Kuran nın önemli yazıcılarıdan biri olan Muaviye kendi ve kabilesinin çıkarları için İslam a ve müslümanlara en büyük darbeleri indirmiştir.
Durum böyle iken Kuran’nın bozulmamış, eksik, yada fazla olmadığına nasıl emin olacağız?

ruh nedir ?

Çarşamba, 07 Temmuz 2004

Ruh nedir?
Var mıdır?
Ahirette hesaba çekilecek olan ruh mudur?
Ruhun ezel ve ebedi (sonsuz geçmiş ve sonsuz gelecek) var mıdır?
Yoksa yaşam sınırları nedir?
Bedenden bedene geçebilir mi?
Besleyen ve zayıflatan etkenleri var mıdır?
Ruhun kişiliği var mıdır?
Ruhlar da evrimleşir mi?

(more…)

islam veya diğer dinler yok olur mu?

Perşembe, 01 Temmuz 2004

İslamla tarihin ilk tanışmasından günümüze tek bir islam bize ulaşmış gibi gözüksede islam adı altında çok farklı dinlere şahit olduk. Ancak bunları hiç biri tümüyle kuranı ve İslam inanç temellerini reddedemedi. Yani yüzlerce farklı ve düşman fraksiyon islam çatısı altında ortak bir-iki payda ile toplandı.

Bu yüzden İslam veya diğer dinler yok olmazlar. Çünkü onları tepede buluşturan fikirler yok olmazlar.

İslam özelinde örnekler isek İslam’ın özünde tek tanrı inancı ve onun nitelikleri yatar. geriye kalan her şey bu temelin inşası için malzemedir.

Tek Tanrı ve onun sonsuz gücü fikri yok olmayacağına göre İslam da yok olmayacaktır.

Sadece gelecekte yeni ekoller gelişecek ve hakim görüşler zayıflaycaktır diyebiliriz. Bu da toplumsal evrim gereği kaçınılmaz bir durum.

tanrı nedir ?

Pazar, 27 Haziran 2004

1. özgürlüğe sahip çıkmaktan kaçmanın en kolay yolu.
2. bilinemeyene, erişilemeyene sahip olmanın ona itaaten geçtiği içgüdüsünün ürettiği sembol.
3. sonsuz gücü bir sembol üzerinde somutlaştırarak güç seyirciliği yapmak. (bu muhteşem yapıları, arabaları izlemek, çok güçlü hoparlörlerden çok güçlü müzik dinlemek, bir topun dev bir hedefi paramparça ederken alınan zevk gibidir.)

dinler farklı mıdır?

Pazar, 20 Haziran 2004

Bu soruyu yanıtlamak için iki bakıştan birini seçmek lazım. İnancı olmayan biri gibi bakarsam şöyle derim.

Dinler toplumların evrimleri esnasında ortaya çıkmış ve halen de etkileri devam eden inanç ve hukuk kurallarıdır. Dolayısıyla her toplum kendi gerekleri içinde kendi dinini üretmiştir. Yani birbirlerinden farklıdırlar.

İnancı olan biri gibi bakarsam ise Tanrı her topluma kendi mesajını ileten insanlar göndermiştir. Yani temelleri aynıdır. Ancak zamanla insanlar bu mesajları bozmuş ve farklı dinler ortaya çıkmıştır.

Her iki bakış açısından bakıldığında da; ister ilk çıkışları aynı olsun ister ayrı, günümüz dinleri birbirlerinden farklıdır.

Ortadoğu dinleri ortak tarihe ve etkileşime sahiptir.

Ancak uzakdoğu, amerika, afrika ve avustralya, ortaasya gibi diğer uzak coğrafyafyalarda format tamamen farklıdır. Bunlar arasındaki benzerlikler ise zamanla birbirleri ile iletişime geçmiş olmalarındandır.

Mesela Alevilik Ortaasya’dan gelen türklerin islamı kabul ettikten sonra kendi şaman inançlarıyla islamı yorumlamalrıyla çıkmıştır.

Mesela İslamda tasavvuf yoktur. Ama daha önce Hint inançlarına sahip Hindistan coğrafyası insanları islamı kabulleriyle birlikte hint felsefelerini islama sokuşturarak tasavvufu geliştirmişlerdir.

Yani benzerlik çok uzun süren etkileşimlerle ilgili.

Bütün dinlerde bir şekilde tanrı(lar) vardır. (zeus, ateş, ataların ruhları, aslan, yıldız, güneş, Allah, İsa,…)

Tanrılar güçlüdür. (her şeyi bilirler, düşünceyi okurlar, yaratıcıdır, şifa vericidir, yapamayacakları yoktur….)

Güçlü oldukları için onlardan korkulur ve itaat edilir. (Kanunlarına uyulur)

Onun rızasını kazanmak için çaba sarfedilir. (ibadet, kurban,..)

Onların temsilcileri vardır. (ſaman, Peygamber, Büyücü, Papa, ſeyhler,…)

Evet bu şekilde ortak noktalar tespit edilebilir. Ancak bunlar zaten dinin doğası gereği otomatik olarak gelişir. Yani birbirlerinden fikir almaya muhtaç bir durum değil, konunun tabiatı gereği bir benzerlik vardır.