‘kavramlar’ Kategorisi için Arşiv

etik ve ahlak

Salı, 20 Temmuz 2004

Etik, kökü antik Atina’ya değin uzanan bir sözcüktür. Esas olarak toplumsal ilişkilerde uyulacak davranış normlarının akıl yürüterek, tartışarak geliştirilmesi anlamına gelir.

Yani seküler bir kavramdır.

Ahlak ise toplumsal ilişkilerin hukuk normları dışında kalan kısmını düzenlemede teis bilginin kullanılmasıdır. Yani kökeni tanrı kanunlarına dayanır.

Ahlak kanunları tanrı buyrukları gibi olduklarından tabudur ve değiştirilmesi güçtür. Etik kanunlar ise insan yapısıdır ve modern gereksinimler sonucu üretilip güncellenir.

Her nekadar birileri çıkıp yok öle şey filan diyebilir ama gerçekte de böle bir ayrım yapıp bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekir.

..

ahlaki dürtüleri harekete geçiren şey “yaptığımız şeyin bizim de başımıza gelme ihtimalini düşünerek hareket etmektir.”

yere tükürdüğümüzde ilk aklımıza gelen tükürüğün iğrençliği ve canımızı sıkması.

bunu kendimiz için istemediğimiz için ahlaki bir kural formatına dönüştürürüz.

güzellik

Çarşamba, 14 Temmuz 2004

güzel demek herkesin hakkıdır ve yadırganamaz.
çünkü güzel fikri söyleyen kişiye aittir ve mutlak hiç bir hüküm ifade etmez.
kimse çıkıp ta “ya ne güzeli, sen de bi boktan anlamıyorsun” filan deme hakkına sahip değildir. Ancak;

Güzellik tanımlanabilir. Hesap kitap edilebilir. Bu sağlandığında bunu yapan kişinin güzellik değerlendirmesine sebep olan değişkenlere bakarız.
Mesela bir film eleştirmeni bir filmin neden güzel olduğunu açıklar ise ve sebepler benim de aklıma yatar ise ben de ona güzel derim. Ama onun için güzel olmasını gerektiren sebepler bence kabul görmemişse ona rağmen ben güzel değil derim.

Yani yine kendi kültürel altyapımız ve beklentilerimiz güzelliği belirlemiş olur.

ruh nedir ?

Çarşamba, 07 Temmuz 2004

Ruh nedir?
Var mıdır?
Ahirette hesaba çekilecek olan ruh mudur?
Ruhun ezel ve ebedi (sonsuz geçmiş ve sonsuz gelecek) var mıdır?
Yoksa yaşam sınırları nedir?
Bedenden bedene geçebilir mi?
Besleyen ve zayıflatan etkenleri var mıdır?
Ruhun kişiliği var mıdır?
Ruhlar da evrimleşir mi?

(more…)

içgüdü

Pazartesi, 05 Temmuz 2004

TDK Sözlüğü:

1 . Bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak, doğuştan gelen bilinçsiz her türlü hareket ve davranış, insiyak, sevkitabiî:
“Bir çeşit içgüdüyle fincanı alıyor tepsiden ve hemen dudaklarına götürüyor.”- E. Bener.

2 . zooloji Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen davranış eğilimi.

—-

Sizce içgüdü nedir?
Var mıdır?
Kaynağı nedir?
Geliştirilebilir mi?
Hayvansal içgüdü, ruh gözü, altıncı his, refleks vs. gibi kavramlarla ilişkisi nedir?

sevgi

Pazartesi, 05 Temmuz 2004

Sevgi: İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

————

birşeye ilgi, yakınlık ve bağlılık duymanın zemini nasıl oluşur.

bana göre çıkarımız var ise yukardakiler ve sevgi oluşur.

çıkar olmadan sevgi olur mu?

kaos

Pazartesi, 28 Haziran 2004

kaos, kontrolsüz güçlerin fiileri neticesi ortaya çıkan ortama denir.
bildiğiniz anlamda bir düzen yoktur (aslında vardır. bunu açıklamaya çalışıyorum).

tabiata ve evrene, mikro ve makro kozmoza bak.
bu böyle olsun şu şöyle olsun diye yapılıyor izlenimi veren bir şeyler var mı?
yok. herşey birbiriyle güç, etki tepki, evrimsel ve zamansal ilişki içinde. tüm bunlar bir bilincin eseri olamayacak kadar sıkı ilişkilere sahipler. hiç bir şeyi başka bir şeyden bağımsız düşünemiyorsun. bağımsız hiç bir varlık yok.

(more…)

sonsuzluk

Pazartesi, 28 Haziran 2004

gerçekte bazı şeyleri zihnimiz üretir ve sonlandırır. hatta biraz zorlarsak ‘hiçbirşeyin başı ve sonu olmadığı’ fikrine de ulaşabiliriz.

çünkü bir kelebeğin doğması ve ölmesi her nekadar başı ve sonu belli olan bir durum gibi gözükse de, kelebeğin aslında doğuma hazırlayan milyarlarca yıllık evren tarihini nasıl bir köşeye atacağız. yada öldükten sonra yok olmuyor ki. yine tabiata karışıyor ve hatırası devam ediyor. sadece yaşam enerjisi olmuyor. yaşam enerjisi ise varlığı tümüyle temsil etmez ki.


evrenin bile neredeyse boyutlarını tespit edip onu bile sonlu olarak düşenebiliyorsak onun alt kümesi olan her şey de sonludur diyebiliriz.


Bildiğimiz gibi sonsuzluk yani bir şeyin ucu bucağının olmaması fikri beynimizce kabul edilebilir değil. Gerçekte de bu mümkün değil.

Ama artık ben bunu aşacak bir düşünce geliştirdim.

Dönüşüm

Sonsuz olduğunu düşündüğümüz şeyler bir noktadan sonra başka bir şeye dönüşmeli sonra yine yeni bir değişimle kendine ya da başka birşeye dönüşmeli.
Önemli olan bunun neye dönüşeceğini bulmak.

Mesela bir balık için Nil nehri sonsuzdur. Ama nil sonsuz değildir. Akdenize dökülür nihayetinde. Ama küçük bir balık için Nil in bitim noktası tahayyül etmek imkansızdır. Onun için sonsuz olan Nil Akdeniz e dökülmekle sonludur.

Nil akdenize döküldükten sonra denizlere karışır. Sonra yine ısınır buhar olur yağmur olur ve tekrar nehreine geri döner.

Veya buzdolabına su koyun. Donsun. Donan suyun bir molekülü kendini bir buz molekülü olarak görür ve onun algıları başka bir varlık formatı bilmediği için ve buzdolabında kaldığı müddetçe sonsuz olacağını düşünür.

Halbuki buzdolabından çıktıktan sonra onun sonsuzluğu nihayete erer. Su olmuştur artık. Molekül yeni formatında varlığına devam eder. bu sefer de kendini suyun bir parçası görmektedir. aynı döngü tekrar buzdolabına girmeyle sürüp gider…

Bundan sonra bulmamız gereken şu:

Zaman ve Mekan sonsuzlukları ne gibi bir dönüşüm ile sonsuzluklarını devam ettiriyorlar ??

bir araba motoru düşünün.
silindirleri var.
silindirler yanma sonucu genleşmeyi kullanarak enerji üretirler.

ancak silindirde yanma sürekli olmaz. çünkü enerji üretmek için ilk hale dönmek gerekir. yani basınç bir sıfırlanmalı bir üretilmeli.

silindire yakıt verdiğiniz müddetçe ve metal eskimesini gözardı ettiğinizde silindirler sonsuza kadar çalışırlar. yukarı-aşağı.

peki silindirler hep aynı yolumu alırlar bu sonsuzlukta.

dikkat! HAYIR.

Zaman içinde yol alan hiç bir şey yine aynı yolu izlemez.

Şimdi bir çember üzerinde hareket ettiğinizi düşünün.
Çemberin boyu ne kadar küçük olursa olsun hiç bir zaman yolunuz bitmeyecektir. Aynı zamanda bu çember üzerinde aynı noktadan geçişinizde bir öncekinden farklı olacaktır. Çünkü yol demek sabit bir mekan değil çevresiyle ilişkili ve zamanla bu ilişkinin değiştiği bir düzlemdir.

tanrı nedir ?

Pazar, 27 Haziran 2004

1. özgürlüğe sahip çıkmaktan kaçmanın en kolay yolu.
2. bilinemeyene, erişilemeyene sahip olmanın ona itaaten geçtiği içgüdüsünün ürettiği sembol.
3. sonsuz gücü bir sembol üzerinde somutlaştırarak güç seyirciliği yapmak. (bu muhteşem yapıları, arabaları izlemek, çok güçlü hoparlörlerden çok güçlü müzik dinlemek, bir topun dev bir hedefi paramparça ederken alınan zevk gibidir.)

kibir

Cumartesi, 26 Haziran 2004

insanın kendini üstün olarak algılaması ve bunu ifade etmesi kibir ise kibirli olmak yanlış bir şey değil. bu karşı tarafın derdi. alçakgönüllülükten nefret ederim. çünkü yalancılıktır

mantıklı davranmak

Cumartesi, 26 Haziran 2004

neye göre mantık ?

herkesin kendi durumu ve kendi özel mantık şartları vardır. bu yüzden mantıklı davrandım-davranmadım çelişkisini dert etmemek gerekir.